“Korku” Kelimeleri  

Kur’an-ı Kerim’de korku tek bir psikolojik hâl olarak ele alınmaz. Kaynağına, yönüne ve insan üzerindeki etkisine göre farklı kelimelerle ifade edilir. Bu kavramı anlatan en az 7 kelime var:

  1. Havf: gelecek kaygısı
  2. Hazer: ham korku
  3. Haşyet: bilinçli korku
  4. Feza‘: âhiret dehşeti
  5. Ru‘b: ilâhî müdahale
  6. Rehb: manevi bir kaygı
  7. Vecel: titreyiş

Ayrıca, sık sık "Allah korkusu" diye çevrilen Taqvâ (sakınma) ve Huşu‘ (boyun eğme) kelimeleri bu listeye dahil değil.

1. Havf (خوف) – Gelecek Kaygısı

“Sabah akşam, kendi içinden, korkarak ve yalvararak, alçak sesle Rabbini an ve gafillerden olma.” (A'raf, 7:205)

Havf, bir zarar görme ihtimaline karşı duyulan endişeyi ifade eder. Ancak bu korku, insanı felç eden bir korku değil, aksine tedbir almaya ve Allah'a sığınmaya yönelten itici bir güçtür. "Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır" müjdesi, dünyada Allah için duyulan "havf"ın, ahirette sonsuz bir güvene dönüşeceğini öğretir. "Zikr" ancak bu bilinçle anlam kazanır.

Havf, eğitici bir korkudur; insanı toparlar.

2. Hazer (حذر) – Tedbir ve Refleks

“Yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.” (Bakara, 2:19)

Hazer, ani tehlike karşısında ortaya çıkan korunma refleksidir, akıl ve muhakeme geri plandadır. Korkunun sadece duygusal değil, aynı zamanda savunma mekanizmalarımızı harekete geçiren bir "tedbir" hali olduğunu öğretir.

Hazer, iman üretmez; sadece anlık korunma sağlar.

3. Haşyet (خشية) – Bilinçli Korku

“Ancak Allah’tan korkan kimse için bir öğüt olarak.” (Tâhâ, 20:3)

Haşyet, bilgi ve marifetle (tanımakla) artan korkudur. Allah’ı tanımanın doğal sonucudur ve Kur’an’da övgüyle anılır. Basit bir ürperti değil, Allah’ın azametini kavrayan bir kalbin duyduğu derin saygıdır. Bilgi arttıkça haşyet artar.

Haşyet, korkunun en olgun hâlidir; rahmete açılır.

4. Feza‘ (فزع) – Dehşetli Korku

“O en büyük korku bunları üzmez.” (Enbiyâ, 21:103)

Feza‘, insanı sarsan, uykusunu kaçıran, ansızın gelen büyük dehşettir. Ayet, kıyamet anındaki o büyük paniğin, dünyada kalbini doğru yere bağlayanları etkilemeyeceğini müjdeleyerek bize "güvenin" adresini gösterir.

Dünyada korkularını yöneten, âhiretin dehşetinden korunur.

5. Ru‘b (رعب) – Kalbe Atılan Korku

“Kitap ehlinden onlara yardım edenleri kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi.” (Ahzâb, 33:26)

Ru‘b, fiziksel değil psikolojik bir çökertme hâlidir. Allah’ın müminlere bir yardımı olarak zikredilir; manevi gücün, maddi güçten daha sarsıcı olabileceğini vurgular.

Asıl güç, kalpleri yöneten kudrettir.

6. Rehb (رهب) – Manevi Bir Kaygı

“(Levha)lardaki yazıda, ancak Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve rahmet vardı.” (A'raf, 7:154)

Rehb, içten içe duyulan, insanı disipline eden ve ibadete yönelten bir çekinmedir. "Ruhbanlık" kelimesi de buradan gelir; dünyevi geçici korkulardan ziyade, manevi bir sorumluluk bilincini ifade eder.

Sorumluluk bilinci, sürekli kaygı gerektirir.

7. Vecel (وجل) – Titreyiş ve Ürperti

“Melekler: ‘Korkma! Biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz’ dediler.” (Hicr, 15:53)

Vecel, beklenmedik bir durum karşısında kalbin hızlıca çarpması ve titremesidir. Hz. İbrahim’e "korkma" denilmesi, bu insani refleksin doğal olduğunu ancak Allah’ın müjdesiyle sükunete ermesi gerektiğini hatırlatır.

En güzel korku, müjdeyle birlikte gelendir.

Osmanlıca'da "korku"

Arapça'daki kavram zenginliği Osmanlıca'da aynen devam etmiş. Kelimelerin altı tanesi Lugatim'de var:
https://lugatim.com/s/HAVF
Şimdi bu farklı kavramların hepsine "korku" deyip geçiyoruz.

Sonuç

Kur'an bize öğretiyor ki; korku kaçılması gereken bir duygu değildir. Allah’a yöneltilirse "Haşyet" olup insanı yüceltir; dünyaya yöneltilirse "Dehşet" olup insanı tüketir. Mümin için asıl hedef, tüm bu korkuları Allah sevgisi ve güveniyle (iman) dengelemektir.