2 Ocak 2026 Ali Demir, Istanbul

Var olan her şey sürekli yaratılmaktadır…

Mutlak yaratan ve yegâne Hakim olan Allah’ın eylemlerinde yani yapıp ettiklerinde asla “abes” yoktur. Abes kelimesi boşuna, gereksiz, amaçsız demektir. Bu anlamlarla, ifadeyi tersinden dillendirirsek, Allah’ın yarattığı ve halen de yaratmakta olduğu tüm var olanlarda ve olaylarda mutlak bir amaç, mutlak bir gereklilik mevcuttur. İnsan olarak bugün biz bu gayeleri göremeyebiliriz, anlamayabiliriz ama var olan her şeyin mutlak bir amacı vardır.

Sorgulayan insan olarak biz, neden beş parmağımız var, neden bu kadar farklı renkler var veya bu kadar kötü koku niçin oluşuyor? gibi sorular sorabiliriz. Araştırmalar yapabiliriz. Tartışabiliriz. Sormalıyız, araştırmalıyız ve tartışmalıyız da. Ama şuna tüm kalbimizle inanmalıyız ki onların her birinin mutlak bir gayesi vardır ve tüm bu varlıkların tek nedeni olan insana hizmet için de gerekli ve faydalıdır. Bunlar tabii ki ispat edilemeyen, ispat edilmeden inanmaya dayalı ifadelerdir ve Müslüman olarak buna inanırız ve inanmalıyız.

Bu konuyu burada bırakıp, özel bir yaratma konusuna geçmek istiyorum.

Hatırlarsanız, geçtiğimiz Cuma günü hutbenin başlangıcı şöyleydi; “İbret nazarıyla etrafına bakan bir insan, her şeyi yoktan var eden, şekillendiren ve idare eden bir yaratıcının olduğunu idrak eder. Gezegenlerin hiç sapmadan yörüngelerinde akıp gitmesi, güneşin yeryüzünü aydınlatması, ayın ve yıldızların bir kandil gibi geceyi süslemesi, bize adeta ‘Rabbini unutma!’ diye haykırır. Her köşesi hikmetle bezenmiş dünyamız, bizi, bir tek olan Allah’a çağırır. Kur’an-ı Kerim; “Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?” sorularıyla bizi tefekküre davet eder.

İşte bu tefekkürün kısa bir yansıması olan bu derse hazırlanırken yoğun olarak İslam Ansiklopedisini kullandım. İslam Ansiklopedisinin Yaratmak maddesinde sadece Allah’ın bir eylemi olan Yaratma İslâmî kaynaklarda en sık geçen haliyle halktır; sözlükte “yaratmak, meydana getirmek, bir şeyden yeni bir şey icat etmek, imal etmek, ölçüp biçmek (takdir)” ve mecazen “yakıştırmak, uydurmak” gibi anlamlar taşır.

Kur’ân-ı Kerîm’de kırk altı ayette elli iki defa “halk” kelimesi ve 200’ü aşkın yerde türevleri geçmektedir.

Allah’ın yaratma buyruğu olan “kun” (ol) emri, “Allah bir şeye hükmettiğinde ona ‘ol’ der, hemen olur” anlamındaki ifade kalıbıyla sekiz âyette geçer.

“Her şeyi yarattı” ( En‘âm 6/101; En‘âm 6/102; Furkān 25/2; Zümer 39/62);
“Dilediğini yaratır” ( Âl-i İmrân 3/47; Nûr 24/45; Kasas 28/68)
gibi mutlak yaratmadan söz eden çok sayıda ayet vardır.

Göklerin ve yerin yaratılmasıyla ilgili olarak on âyette yer alan “bi’l-hakkı” ifadesi “doğru ve isabetli” veya “hikmetli” şeklinde açıklanmıştır. Nitekim göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların boş yere (bâtıl) yaratılmadığını bildiren âyetlerdeki bâtıl kelimesine (Âl-i İmrân 3/191; Sâd 38/27), “anlamsız, amaçsız, eğlence olsun diye” mânası verilmiş (Enbiyâ 21/16; Duhân 44/38), bu âyetlerden evrenin ve evrendeki her şeyin yaratılışındaki hikmetin vurgulandığı belirtilmiştir.

“Biliniz ki halk da emir de Allah’ındır.” Tek yaratan O’dur. (A‘râf 7/54)

Şimdi bu “kun fe yekûn = ona ‘ol’ der, hemen olur” gerçeğine bakalım.

Bilim adamları bugüne kadar evrende toplam 92 element keşfetmişlerdir. Laboratuvar şartlarında elde edilen, çok kısa ömürlü 26 yapay element bu sayının dışında. Yani evrenin tamamı bu 92 elementin bir şekilde yan yana gelmesinden oluşmaktadır. Bu kadar büyük bir evren ve sadece 92 element. Allahüekber.

Kapsamı biraz daha daraltayım. Ben Tekstil Mühendisliği alanında çalışıyorum. Tekstil olarak gördüğümüz her şey ise, yani halı, perde, giysi, şemsiye vs sadece ve sadece 8 elementten oluşmaktadır. Örnek olarak vermek istiyorum, 2024 yılında dünyada üretilen toplam elyaf miktarı yani tekstilin temel yapı taşı olan elyaf miktarı 132 milyon ton oldu. Evet bu 132 milyon tonun tamamı sadece 8 elementten oluşmaktadır. Bu 132 milyon ton sadece 2024 üretim rakamı siz gerisini hayal edebilirsiniz.

Bu elementler: Hidrojen, Karbon, Azot, Oksijen, Flor, Fosfor, Kükürt ve Klor’dur. Atom yapısı diyagramı

Bu elementlerin atomlarının boyutları o kadar küçüktür ki, bir karbon atomunun çapı 1.5×10-10 metredir (0.000 000 000 15 m). Bunu kavramamız mümkün değil ama şöyle bir örnek verebilirim. Bir karbon atomunun çapını 1 cm ile göstermek istediğimde onu 100 milyon kere büyütmemiz gerekmektedir.

Nasıl oluyor da bu kadar küçük zerreler bir araya gelir de elyafları onlar da tüm tekstillerin oluşturmaktadır. İşte bu bir araya gelme tamamen yüce yaratıcı Allah’ın yaratma fiilidir. Örnek olması bakımından pamuk lifi pamuk bitkisi tarafından topraktan emilen su ve güneşten alınan enerji ile üretilen selüloz molekülünden oluşmaktadır. Selüloz molekülü ise sadece karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşur. (C6H10O5)n Yani 6 karbon, 10 Hidrojen ve 5 Oksijenin tekrarından oluşan bir polimer. Sadece Karbon, Hidrojen ve Oksijen. Selüloz molekülü

Sadece 92 elementten tüm evreni yaratan Rabbimin bu kadar rengi, bu kadar çeşitli, bu kadar farklı nesneyi yaratırken eylemi “kun=ol” demektir. Dilediği biçimde her şey “feyekûn=olur”. Allah’ın “ol” emri elementleri birbirine bağlayan bağlardır.

Bunu açıklamak için suyu örnek vereyim. Su, iki Hidrojen ve bir Oksijen elementinde oluşur. (H2O) Kuşatıldığımız hava içerisinde bol miktarda (%21) Oksijen ve ihmal edilebilecek miktarda Hidrojen mevcuttur.

Ama sadece Allah’ın “ol” emrine tabi olan iki hidrojen atomunun yörüngesindeki elektronlar bir başka oksijenin dış yörüngesindeki elektronlar ile ortak kullanıma geçer yani kovalent bağ oluşturur ve su molekülü oluşur. Milyarlarca su molekülü de hidrojen bağları ile birbirine bağlanıp su damlasını oluşturur. Sonra yağmur olup, ırmak olup dünyaya hayat verir.

Normal şartlar altında sıvı olarak bulunan su molekülleri ısıtılarak enerji yüklenirse, su molekülleri arasındaki mesafe açılmaya moleküller birbirinde bağımsız hareket etmeye başlarlar. Ortam sıcaklığı suyun kaynama sıcaklığı olarak tanımlanan 100° C’nün üzerine çıktığında su moleküleri artık birbirinde bağımsız hareket etmeye başlar ve gaz haline geçerler. Etrafımızda serbest su buharı halinde bulunurlar atmosfere çıktıklarında da bulut haline gelerek gök yüzünü süslerler.

Öte yandan bir su kütlesinin sıcaklığı azaltılarak enerjisi çekilirse su molekülleri arasındaki mesafe daralmaya başlar. Su molekülleri kritik bir sıcaklığa eriştiğinde (0° C) moleküller birbirilerine kenetlenir ve önce kar taneleri gibi kristal yapılar oluşur ve sonra da katı hale geçer. Suyu soğutarak ve ısıtarak su molekülleri arasındaki hidrojen bağlarını yönetiyoruz. Rabbimin bize verdiği ilmi kullanarak Rabbimin emrini biz insanlar Rabbimin bize tanıdığı sınırlar içerisinde kullanıyoruz. Su molekülü ve bağlar

Su için izah ettiğimiz bu atomlar arası ve moleküller arası etkileşim tüm diğer elementler için de geçerli. Atomun en dış yörüngesindeki elektronların ortak kullanımı olan kovalent bağ molekül oluşumundaki en kuvvetli bağdır. Ancak, iyonik bağlar veya metaller için metalik bağlar gibi bağlar da söz konusudur. Hidrojen bağı gibi moleküller arası bağlar ise kıyasla çok da zayıf bağlardır. Ancak, mühendislik bu bağların kullanımı esasına dayanır. Her türden şekillendirme bu bağların düzenlenmesiyle elde edilir.

Peki bunlarla nereye varmaya çalışıyorum? Şimdi size Yasin’in son üç ayetinin mealini sunuyorum:

36:81-83. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet, O her şeyi bilen yaratıcıdır. Bir şeyi dilediğinde O’nun sözü sadece “Ol” demektir, hemen olur. Her şeyin mülkü elinde olan Allah ne yücedir. O’na döndürüleceksiniz.

Yasin 81’inci ayette yaratanı tanımlayan “Hallâkul 'Alîm” ifadesi bazı alimler tarafından “sürekli yaratıcı ve her şeyi bilendir” olarak tercüme edilmiştir. Yani;
“Gökleri ve yeri bir ölçü dâhilinde yaratan, yeniden onların bir benzerini yaratamaz mı? Evet, O her şeyin sürekli yaratıcısı ve her şeyi bilendir.” (İlyas Yorulmaz)

Allah tüm evreni sürekli yaratmaktadır. Bu süreklilik, her an yeniden yaratmak demektir. Allah bahsettiğimiz element arası bağları, elementlerin birbirleriyle çekimlerini ortadan kaldırdığı anda pamuk dediğimiz materyal toza, el dediğimiz organımız jöleye dönüşecektir. Her şeyi şekillendiren elementler ve onların arasındaki bağlardır. Ve Allah bu bağları ol emriyle yeniden ve yeniden oldurmakta ve idame etmektedir.

Bu anlayışımızın kanıtı da Me'aric Suresinde ifade edildiği üzere kıyamet günü geldiğinde
“O gün gök erimiş maden gibi, dağlar da atılmış yün gibi olur.” (Meâric 70/8–9)

İşte atom ve moleküller arasındaki bağlar Rabbimin emriyle ortadan kalktığında gökyüzü erimiş maden gibi, tüm dağlar da atılmış yün gibi bir hale dönecektir. Bizi ve tüm evreni sürekli yeniden yaratan Rabbimin gücü sonsuz ve O her şeyi hakkıyla bilendir.

İşte bu yüzden Allah’ın yarattıklarında abes yoktur dedik. Çünkü O her şeyi her an yeniden yaratmaktadır.